Adam camları siyah kaplı aracı ile kliniğin önünde durdu, yanındaki kadının gergin olduğunu biliyordu. Onun elinden tuttu, siyah saçlarını kulağının yanına attı. Kadın da adam gibi yapması gerekenin farkındaydı. Bu saatten sonra geri adım atamazdı, hele ki cesaretini bu kadar toplamışken imkânı yoktu. Adam kadına bakarak:

 “Yapmamız gerek biliyorsun.”

 “Biliyorum.”

 Kadın bu sırada ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Yutkunurken sanki çakıl yutuyordu. Karnını tutarak:

 “Tamam.”

 Kadın sanki ağzından çıkanları duymamış gibi yaşlı gözlerini kapattı dudağını ısırdı ve kafasını evet anlamında yukarı aşağı salladı. Arabadan indiler, ağır adımlar ile kliniğe geçtiler. Bu işin bugün halledilmesi gerekiyordu bir kere daha geri adım atmak ve pişman olunursa bu yolları yürümek daha da acılı olacaktı.

 İçeri girdiler normal bir bina alınıp dönüştürülmüştü, kadın koğuşlardan birine girdi. Yan yana yataklar aralarında perdeler vardı. Öyle köşe başı izbe bir yer değildi paraları zaten vardı önemli olan “anne” ye bir şey olmaması idi. Kadın yataklardan uygun olanına yattı hemşireler gerekli tetkikleri yaptılar. Kadın, kocasıyla son defa göz göze geldi. Ardından hemşire aralarındaki perdeyi çekti ve kadının damar yolunu buldu. Narkozu verdi ve onun kana karışmasını bekledi. Adam, bekleme salonuna geçti ve köşedeki koltuklardan birine oturdu. Sanki ameliyata girecek olan oymuş gibi elleri ve ayakları buz kesmişti. Panikten hiçbir şeye odaklanamıyordu. Ameliyata da ondan bir parça giriyordu hatta ondan meydana gelecek biri, ancak ameliyat sonrası artık o daha yaşayamadan ölecekti. Ne o ne de kadın çocuk istiyordu, maddiyat konusunda sıkıntıları yoktu ancak manevi, ihtiyaçlarını karşılamayacaklarını biliyorlardı. Ondan dolayı bu kararı almışlardı, çünkü çocuk doğmayı kendi seçmemişti yani doğal olarak bireyin en temel ihtiyaçlarından biri olan sevgi karşılanamadığında bunun suçlusu onlar olacaktı. Ve bunu vicdanları kaldıramazdı. Ancak bu vicdan, onları başka bir çıkmaza sürüklüyordu. Sevgi ihtiyacını karşılayamadıkları için bir bireyin yaşama hakkını elinden almak ne kadar vicdana sığabilirdi? Günler boyunca bunu düşünmüşlerdi ancak bu ikilem yüzünden bir karar alamaz oldular ve en son en kötü karar da olsa bir sonuca varıp bu kliniğe geldiler.

Adam, kafasını böyle şeylerle meşgul etmemek için etrafındaki insanlara bakmaya karar verdi. Karşısında daha genç bir çocuk vardı; belki on yedi, belki on sekiz yaşındaydı. Yanındaki kız ondan bile küçüktü. Bir an çocuğun yaptığı yasal mı diye düşündü ancak sonra aklına geldi oğlana da “çocuk” sıfatı yerleştirmişti yani bu durumda ikisi de mağdur oluyordu. Başka bir adam vardı, bir de otuzlarının ortalarında bir kadın, kim bilir kimi bekliyordu, belki de kızını onun da kendisinin yaptığı hatayı yapmasını istemiyordu belli ki. Genç bir anneye benziyordu. Adam bir an böyle düşündüğü için kendinden utandı insanların neler yaşadığını bilmeden yargılamak ne kadar kolaydı bunu yaptığı için kendine karşı bir tiksinti duydu kim bilir neler yaşamışlardı, hele haberlerde duyduklarından sonra tahmin bile etmek istemedi kafasını dağıtmaya çalışırken daha da bulandırmıştı. O insanları bu kadar kolay yargılayabiliyorsa insanlar da onun için aynısını yapabilirdi. Düşündü sonuçta buraya son model bir araba ile gelmişti takımını giymiş oturuyordu belki karşısındaki kadın onun metresini getirdiğini düşünmüştü kim bilebilirdi ki?

 Saatine baktı insanları yargılarken zaman çok hızlı geçiyordu, sonra düşündü onları yargılamaktansa anlamaya çalışsa aynı Dostoyevski romanı gibi ele alsa insanları… İnsanın sadece kıyafetindeki delikler mi gözükür? Peki ya göremediklerimiz, ruhundaki delikler… Ruhunda delikler olan biri bir çocuğa sevgi verebilir mi? Kendi sevilmemiş biri başka birini sevebilir mi? Çizgi film gibi basit bir şeyden bile sevgiyi öğrenememiş biri kendi çocuğunu sevebilir mi? Kafası çok karışmıştı daha kendini anlamadan bir de insanları mı anlayacaktı? Artık her şey için çok geçti ameliyatın sonuna gelinmiş olunmalıydı.

 Adam bir süre daha oturdu önce yaşlı kadın, sonra genç oğlan ve yanındaki kız kalktı. Sonrasında yanına hemşire geldi, eşinin başarılı bir operasyon geçirdiğini birazdan onu görebileceğini söyledi. Bir süre sonra eşinin yanına gitti, hazırlanmasına yardım etti ve çıktılar. Arabaya bindiler yağmur doluya çevirmişti, araba camı takırdarken adam kafasını direksiyona yasladı -kadının da ağzını bıçak açmıyordu- birkaç dakika bekledi derin bir nefes aldı ardından arabayı çalıştırdı…

Yazar: Lacivert