Görsel Francesco Albani’nin Apollo and Daphne isimli tablosudur.

Esas dediğimiz şeyin kastı sadece satır aralarındaki gel-git dökülmelerinden mi ibaretti? Yaşam, insanın ilişkisinde elbette ki dil ile olanaklıdır. Tarih boyunca geçip giden bu insanlar, anlaşılması zor olan bir konudan bahsediyordu. Ancak belki de Ampere’in dediği gibi: “Dillerin kökeni müzik olup cebir ile sonlanmaktadır.” Çünkü dilin bu kaynağı tabiata uygundur, ancak müzik burada sadece derece derece aralarında bir mutabıkla öncül etmeye indirgenmemelidir. Âdem ile Havva’nın ruhlarındaki izleri sürmeye buna borçlu değillerdi ancak ruhun bilincinde olunması, müziğin geniş çaplı uyanık duraklamayan bir biliş faaliyetine dayanmasıdır. Cebir ise insanın, kendini muhayyilenin suretine ellerini bırakmasıyla kendine imkân tanır. Müziğin insanda iz düştüğü bu özlemse yer, kendini tragedyaya zaruri bırakmıştır. Müzik, insan doğasında asla durağan değildir. Sürekli değişmektedir ve o ilksel birliğe yatkındır. İnsan ile insan arasındaki birlik, yeniden teyit edilmekle kalmaz, aynı zamanda yabancılaşmış, doğa, kayıp oğlu insanla barışmasını bir kez daha kutlar. O halde ancak ritim ve melodiler, öze yönelik en yakın araç haline gelir. Bundan sonra işaretleri ilişkilendirip bağlamak adeti: Bizim için artık tabii olmuştur. Burada oluşagelmiş cebir ise insanın tümelde ifadeler oluşturmak için kullanılabilecek semboller seti varsayımları ve sonuçları tanımlamanın en yatkın yoludur. Matematiksel semboller kümesinin nasıl doğru şekilde kullanılacağını ve dolayısıyla anlamlarını nasıl anlayacağınızı sunar. Ancak dilin göstergelerinin belli bağlamlar oluşturarak olgu durumları üzerine konuşmasının, anlamın özüne yönelik olduğu fikriyatı doğru değildir. Çünkü anlam olgunun durumundan bağımsız olarak kurulan bir yapıdır. Dilin, müzikten cebire evrimindeki bu tarih, anlamın olgusal dilin uzayı dışında kalması ancak insanın zamandan önceki ilk kaygısı anlamın kendisinin dilde hep kendini yoksun tutmasından bahsedebiliriz.

Yazar: Euklos