Bu kaçıncı öfke, bu kaçıncı vahşet
Bu kaçıncı beden, bir hiç uğruna gökyüzüne karışan
Çok fazla eşeleme, üzerini örtbas et
Yoksa bizzat sen olursun, ‘adaletin’ zincirlerine vurulan
Tek bir ayıbın mâl olacak bütün doğrularına
Üzerinde tüm gözler, bekliyorlar tetikte
Fakat başkalarının ayıbı hayatına mâl olduğunda
Nedense ortalıkta görünmüyor hiç kimse
Ne denilirse uy, az konuş, çok öde
İstisnaları mevkiye göre belirlenen bir kaide
Ya dört duvar arasında çürüyeceksin, bileklerinde eskiyecek prangalar
Ya da yontacak düşüncelerini kesici aletleriyle, dört bir yanını sarmış dogmalar Aç televizyonu, aheste aheste gez kanalları
Uyuşmuş beynin anlamlandırmaya çalışsın yakılan onca ağıtları
Çevir başını korkuyla, kapat gözlerini sımsıkı
Seni buluncaya kadar, karanlık sokakların amansız tellalları
Her zaman böyle miydi diye düşün, düşündükçe kaybol kafandaki labirentte Sor kendine nerede sıcak kalpler, karşılıksız yapılan iyilikler nerede? Bilinmezliğin saydamlığı ve zulmün keskinliğiyle aklını kaybetsen de
Son damlasına kadar tadını çıkar özgür iradenin,
o da ellerinden alınmadan önce
Yazar: Portakal Çiçeği


