Filistin-İsrail savaşı 7 Ekim 2023 günü Hamas militanları Güney İsrail sınırlarından içeri girerek Aksa Tufanı isimli bir harekât başlattı. İsrail ise bu saldırıya karşılık olarak Demir Kılıçlar Harekatı’nı başlattı ama burada bir duralım çünkü savaş burada başlamadı. Yıl 1897 Birinci Siyonist Kongresi: Yahudiler lobileriyle iktidarları kontrol etmeyi ve sermayenin büyük çoğunluğuna sahip olmayı başarmıştı. Bu baskı İngilizleri çözüm bulmaya itti. O dönemde kimseye taviz vermeyen İngilizlerin, 1. Dünya Savaşından sonra sahip olduğu Filistin Mandasını 1917 Balfour Deklarasyonundan sonra “Filistin’de Yahudi halkı için ulusal bir yuva kurulması” yükümlüğüyle Yahudilere vadetmesi, bir çözümün ne kadar çözümsüz olduğunu gözler önüne serdi ve Arap halkının isyankâr tavrı çatışmaları beraberinde getirdi. Arap Halkı bağımsızlıkları için 1916 yıllında o dönemin halifesi VI. Mehmed’in cihat emrini, Müslümanlık için savaşmak, uygulamayarak; İngilizlerle iş birliği yaptıklarında beklentileri bağımız olma yönündeydi. Bu beklenti İngilizlerin Filistin topraklarını başka bir ırka vadetmesiyle bir yılın sonunda suya düştü. Şuna dikkat çekmek isterim: II. Mahmud döneminde ayaklanan Arap kabilesi Muhammed bin Suud liderliğinde Suudi hareketini başlattı. Bu dönemde desteği Kavalalı Mehmet Ali paşanın oğlu İbrahim paşadan alıp 2 senelik bir direniş gösterdi ve Şerif Hüseyin 1916 yıllındaki isyanın lideri olarak Suudi olan Arapların bağımsızlığı için bir hareket başlattı. 1932 Yıllında, İsrail resmi olarak kurulmadan önce, Suudi krallığı kurulmuştu ve Suudiler İngilizlerle anlaşırken kendi ırkdaşlarına karşı hiçbir sorumluluk hissetmediler. Filistin ve çevresinde yaşayan Araplarla ilgili bir anlaşmaya hiçbir zaman imza atmadılar. Filistin halkı ise halifenin sözünden çıktıktan sonraki tek dayanaklarını 1932 yılında kaybettiler. Filistin, İsrail kurulana kadar İngiliz mandası konumundan kurtulamadı. Bu noktadan sonra çete savaşları diye bileceğimiz ufak çapta isyanlar çıkartan Filistin halkı ilk bağımsızlık mücadelesinde başarısız oldu. 2. Dünya savaşının Avrupa’ya ve Yahudi lobisine yaşattığı yıkım İngilizlerin bölgedeki hakimiyetini daha da zayıflattı. 1948 yılının nisan ayında İngiliz kuvvetleri Filistin toraklarından çekilmeye başladı. 1856 Kilometre uzaklıkta olan Kıbrıs adasında 2 hava üssü mevcut olan İngilizlerin ne kadar geri çekildiği bir tartışmayı daha açsa da Siyonist lider David Ben-Gurion 14 Mayıs 1948 tarihli konuşmasında İsrail devletinin kurulduğunu ilan etmesi daha sert çatışmaların önünü açtı. Konuşması dünyaya adeta rest çeker gibiydi desek yanlış olmaz. Yahudi iktidarları intikam istiyordu! Bundan önce 1947 yılında Birleşmiş Milletler sorunu çözmek için Filistin’i ikiye bölmeyi teklif etmesi Araplar için bir çözüm teşkil etmedi. Birleşmiş Milletler toplantısından sonra İsrail’in kuruluş sürecini başlatan ilk savaş başladı. 1947-1949 yılları arasında yapılan ilk savaşta İsrail kuruldu ve gücünü bölgeye kanıtlamış oldu. 1967 altı gün savaşları Arapların durumu ciddiye alması gerektiğini gösterdi. İsrail tek Yahudiler için bir yurt istemdi. Kutsal kitaplarında Arz-ı Mev’ud sözlük anlamı itibariyle vadedilmiş yer demek olan, Maide Suresi’nin 21- 26. ayetlerinin mealleri: ﴾21﴿ Ey kavmim! Allah’ın sizin için (vatan olarak) yazdığı kutsal topraklara girin, sakın geri dönmeyin, sonra kaybedenler siz olursunuz.” Ayetinde vadedilen bütün toprakları istiyorlardı. Bu toprakların tamamını size günümüz siyasi sınırıyla anlatmak gerekirse: Suriye’nin tamamı; Irak’ın tamamı; Kuveyt’in tamamı; Ürdün’ün tamamı; Lübnan’ın tamamı; Filistin’in tamamı; Suudi Arabistan’ın kuzeyi; Mısır’ın doğusu; İran’ın batısı; Türkiye’nin güneydoğu Anadolu bölgesi, Akdeniz bölgesinin doğusu, iç Anadolu bölgesinin güneydoğusu, doğu Anadolu bölgesinin güneyi. Bu durum bölgedeki diğer tamamı Müslüman ülkeleri tehdit ettiği için bir anda Araplar İsrail’e karşı saf almaya başladı ama bu cılız bir propagandadan öteye geçememişti çünkü Araplar olayın ne boyutlarda olduğunu fark edene kadar Yahudiler İngilizlerle anlaşmakla kalmamış adeta müttefik olmuşlar ve Amerika Birleşik Devletleri’ni de yanlarına çekmeyi başarmışlardı. Yahudi lobisi 100 yıllı aşkın süredir Avrupa ve Amerika’da çeşitli devletlerle siyasi ve ticari anlaşmalar yaparken askeri destek almayı da başarmışlardı. Araplarsa sadece kör topal bir mücadele içine girdiler, strateji yoktu ama barışa razı gelmenin onlar için gelecekte nasıl dertler açacağının farkındaydılar. 1967 yıllında meydana gelen altı gün savaşları Araplar için ciddi bir yenilgiyle sonuçlandı. İsrail genişlemesini sürdürdü. 1982 yıllında Lübnan savaşı da Araplar için durumun ne kadar vahim ilerlediğini gösteriyordu. Çevre ülkeler huzursuz olamaya başladığında Birleşmiş Milletlerin çözüm bulması pek de olası görünmüyordu. Onlar için soğuk savaşın gidişatı daha önemli gözüktü. Çatışmalar ve işgaller bir nebze durmuşken Filistin de hamasın parlamento çoğunluğunu alması ve 2007 yıllında Gazze’yi tam anlamıyla kontrol etmeye başlamasıyla ipler gerildi. İsrail Gazze’ye deniz ablukası uygularken, Mısırla anlaşılıp kara ablukası da uygulamaya konuldu. İsrail bundan sonra Filistin halkına bir çeşit istibdat politikası uygularken, diğer Arap devletlerinin içinde yaşanan sorunlar herkesin susmasına sebebiyet verdi. Suudiler zaten hiçbir zaman Filistin tarafında bulunmadı. Hamasın varlığıysa diğer Arap devletlerinin Filistin’den uzaklaşmasına sebebiyet verdi. Herkes sessizleşmeye başladı 29 Ocak 2009 tarihine kadar…

 Davos Krizi veya “one minute” çıkışı, 29 Ocak 2009 tarihinde İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu panelinde dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir konuşma yaptı konuşmanın ehemmiyeti ve doğru anlaşılması için tamamına yer veriyorum:

 Moderatör David Ignatius: Evet gerçekten de çok ateşli bir konuşmaydı…

Erdoğan: One minute, one minute, one minute… Olmaz!… One minute! (Alkışlar)

Moderatör David Ignatius: Peki Sayın Başbakan, size de söz veriyorum ama lütfen hakikaten bir dakika sürsün.

Erdoğan: Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak, bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz! Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde başbakanlık yapmış olan iki kişinin bana önemli lafları vardır: “Tankların üzerinde Filistin’e girdiğim zaman kendimi bir başka mutlu addediyorum” diyen başbakanlarınız vardır. “Tankların üzerine çıkıp da Filistin’e girdiğim zaman kendimi mutlu addediyorum” diyen başbakanlarınız olmuştur ve bana sayılar veriyorsunuz. İsim de veririm, merak edenleriniz vardır belki. Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Çünkü bu çocukları öldürenleri, bu insanları öldürenleri kalkıp da alkışlamak, öyle zannediyorum ki o da ayrı bir insanlık suçudur. Bakınız burada bir gerçeği bir kenara atamayız. Ben şurada çok not aldım ama bu notların hepsini cevaplayacak fırsatım yok. Fakat ben buradan sadece size iki söz söyleyeceğim. Bir…

Moderatör David Ignatius: Sayın Başbakan… Sayın Başbakan… Tartışmayı… Tartışmayı yeniden başlatamayız.

Erdoğan: Excuse me, excuse me, bir, Tevrat… excuse me, bir… Sözümü kesmeyin!… Bir: Tevrat altıncı maddesinde der ki “Öldürmeyeceksin!” (Yahudi inancının en kutsal metinlerinden biri olan On Emir’in 6. maddesini kastediyor) Burada öldürme var. İki: bakın bu da çok enteresan, Gilard Azamonih “İsrail barbarlığı zalimliğin de çok ötesinde bir şey”. Bir yahudi. Bunun yanında İsrail ordusunda askerlik görevini yapan Oxford Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörü Avi Şalom, İngiliz gazetesi Guardian’da şunu söylüyor, haydut devlet vasfını kazandığını belirtiyor.

Moderatör David Ignatius: Sayın Başbakan… Sayın Başbakan… Ev sahibimiz (Forum’un kurucusu Klaus Schwab) teşekkür konuşması yapacaktı… Sayın Başbakan… Çok teşekkürler ama…

Erdoğan: Sana da çok teşekkür ediyorum. Sana da çok teşekkür ediyorum. Benim için de benim için de bundan böyle, bundan böyle, Davos bitmiştir. Daha Davos’a gelmem! Bunu da böyle bilesin! (Ignatius’a) Siz konuşturmuyorsunuz! (Peres’i gösteriyor) 25 dakika konuştu, (kendini gösteriyor) 12 dakika konuşturuyorsunuz! Olmaz!

Bu çıkış Türkiye ve İsrail ilişkilerinin gerilmesine sebep oldu. Türkiye ilerleyen yıllarda orta doğuda müttefik bulma çabasına girmiş olsa da bu mümkün olmadı. Fakat her geçen yıl baskının Müslümanlar üzerinde artması dünya genelinde tepkileri beraberinde getirdi. Artık iddialar insanlık suçu noktasına gelmişti. İki tarafta da patlamaya hazır bir bekleyiş hakkimdi.

Yıllardır “iki devlet çözümü” dışında çözüm üretemeyen Birleşmiş Milletler bölgede herhangi bir kontrol sağlayamadı. Amerikalı girişimci ve Washington’daki Orta Doğu Barış Merkezi’nin kurucusu S. Daniel Abraham’ın Mart 2013’te Atlantic dergisinin internet sitesinde yayınlanan bir makalesinde şu istatistiklere yer verilmiştir: “Şu anda İsrail, Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan Yahudi ve Arapların toplam sayısı 12 milyonun biraz altında. Şu anda nüfusun yüzde 50’sinden biraz azı Yahudi’dir.” Pandemi sürecinde Birleşmiş Milletler insan hakları konseyinde: “Yiyecek hakkı, insan hakları içinde yer almalı.” Oylamasında ret oyu veren iki devlet İsrail ve Amerika Birleşik Devletlereydi. Bu oylama bölgede insan haklarının ihlali olması iddiasını arttırdı. Nisan 2021’de İnsan Hakları İzleme Örgütü, İsrail’in İsrail, Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan Filistinlilere yönelik politikalarının insanlığa karşı suç teşkil ettiğine dair suçlamalarda bulunan “A Threshold Crossed” adlı raporunu yayınladı. “İsrail’in Filistinlilere Karşı Uyguladığı Apartheid: Zalim Tahakküm Sistemi ve İnsanlığa Karşı Suç” başlıklı bir başka rapor da Uluslararası Af Örgütü tarafından 1 Şubat 2022 tarihinde yayımlandı. 2022 yıllının kasımında Binyamin Netanyahu liderliğindeki ve aşırı sağcı politikacıları içermesiyle dikkat çeken bir koalisyon hükûmeti olan 37. İsrail Hükûmetinin seçilmesiyle birlikte, bölge adeta alev almaya hazırdı ve Ocak 2023 Cenin saldırısı, Haziran 2023 Cenin saldırısı gibi olaylarla çatışmadaki şiddet arttı, Temmuz 2023 Cenin saldırısı, 2023 Neve Yaakov çatışması, 2023 Mescid-i Aksa çatışmaları, Mayıs 2023 Gazze-İsrail çatışmaları ve  bunların ardından 2023 Hamas-İsrail savaşı başladı. Savaş hâlâ devam ederken bölgede tek başına diğer devletlere karşı mücadele eden İsrail en büyük desteğini okyanus ötesinden alıyor. Siyasi olarak aşırı yoğun ilişkiler kuran bu iki devletin yanında başka hükümetler olduğunu da belirtmekte sakınca yok. Aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri’nin var olduğu bir güç dengesinde karşı tarafta da İran, Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya’yı görmek zor değil. Bu yazının başlığı neden? “Birileri savaş istiyor” onu açıklamama izin verin. Ben herhangi bir tarafı diğerine karşı suçlamayacağım. Bu sadece savaşı isteyenlerin yapacağı bir eylemdir. Şu anda bu savaşı ve daha fazlasını dünyada bulunan çoğu iktidar istiyor. İktidardan kastettiğim sadece seçilen partiler ve başkanları değildir. Sermaye iktidarları, çeşitli otoritesi yüksek lobiler, yasa dışı mal veya para kaçıran ve ticaretini yapan çeteler, terör örgütleri ve onlarla anlaşmayı seven geçmişteki ve gelecekteki: Siyasi iktidarları. İstemeyenlerse bu iktidarların altında yaşayan halk ama ne kadar güçlü olursanız olun halk olmadan savaş başlatamazsınız. Savaş istiyorsanız iktidarların kavgasına halkı dahil edin. Mitingler gösteriler yaptırın, hangi taraf için yapıldığı fark etmez. Halkları birbirinden ayrıştırın, karşı taraf seninle benzer olmadığı için onları düşman ilan edin. Onların manevi, dini, ulusal duygularını pekiştirin; sertleştirin ve karşı tarafı bunun için bir tehdit olarak gösterin. İşte gerçek savaş budur! Siz içine nasıl düştüğünüzü bile anlamdan, vahşete boyun eğen bir canlıya dönüşürsünüz. Çünkü iktidarların stratejileri ve planları anlık değildir. Siz doğmadan 100 yıl önce sizin için izlemeleri gerektiği politikayı başlattılar. Sadece iktidarların kavgasında satranç tahtası oldunuz. Sizin üstünüzde oynamak zorundalar ama siz farkında bile değilsiniz. Madem tahta sizsiniz o zaman bu oyunu bitirmek için sizin masadan kalkmanız yeterli. Propaganda malzemesi olamayın, manipülasyona gelmeyin. İşte savaş böyle kazanılır!    

Kaynakça:

https://tr.wikipedia.org

Yazının görselinin içinde bir bölüm olarak yer alan ve gerçekçi görünmesi amacıyla kullanılan bir fotoğraf mevcuttur, fotoğrafa ulaşmak için:

https://images.app.goo.gl/P8QBHhiXPQbt8ij59

Yazar: Eşref