Evrim neydi, insan doğduğu günden beri; şu an ki görgü kuralları, düşünce yapısı, yaşam tarzına mı sahipti? Peki ne olmuştu da evrimleşmişti insan? Darwin’inki gibi bir evrimden mi bahsediyoruz? Hayır! Değinmek istediğimiz: İnsanın düşünsel ve davranışsal evrimi. Sizlere beni çok etkileyen “körlük” kitabından bahsetmek istiyorum. Eğer göremiyor olsaydık, başkaları ne yaptığımızı görmüyor rahatlığıyla şu an ki bahsettiğimiz görgü kurallarına uyar mıydık? Eğer bir gün uyandığımızda hiç kimse görmüyor olsaydı, muhtemel bizi kitaptakine benzer bir son beklerdi. O halde bizi bu denli entelektüel, görgülü, kibar yapan şey gözlerimizin olması mı? Belki uyanmamıza gerek yoktur! Şu an bile körüzdür, gördüğü halde gören körler… Belki sadece gördükleriyle yola çıkacak kadar körüzdür. Oysa hepimiz biliriz ki dış görünüş yanıltıcıdır. Peki bu kadar şeyi bilirken ve hatta görebilirken, nedendir bu körlüğümüz? Tam anlamıyla insan gibi yaşayamıyorsak, en azından tam anlamıyla hayvan gibi yaşamamak için midir tüm bu çabamız? Hepimizin içinde adını koyamadığı bir şey var, yazar “İşte biz oyuz.” Diyordu. Peki senin adını koyamadığın şey ne, senin körlüklerin ne? Zalimce sokak ortasında katledilen kadına yardım etmemek, okulda oyun oynaması gereken çocuklara mendil sattırılmasına göz yummak, şiddet gören bir kadını-çocuğu-hayvanı görünce gözlerini kaçırmak, birilerinin özgürlük adı altında her şeyi mahvetmesine seyirci kalmak, gözlerinin önünde çocuğu öldürülen; çocuğundan ayrı kalan anneye sessiz kalmak, onu duymamak ya da duymak istememek, kulaklarını kapatmak? Ne yazık ki acı, keder ve gözyaşıyla yoğrulmuş bir dünyadayız. Bizi kör yapan, Sesimizi çıkardığımızda sesimizi kısarlar diye korktuğumuz şeylerle daha ne kadar yaşayacağız? Hani evrimleşmiştik, refah düzeyinde, gelişmiş, modern toplumlar haline gelmiştik? Her yaşam vaktinden önce sona erermiş, bizim sonumuz da bu mu? Belki de hâlâ evrimleşememişizdir, hâlâ tek derdimiz: Hayvan gibi yaşamamaya çalışmaktır. Bir kalbimizin olduğunu sadece biliyor ama onu hala hissetmiyoruzdur… Ben, biz bir amaç için yola çıktık. Belki buna tam anlamıyla evrimleşmek diyebiliriz. Bir kalbimizin olduğunu hatırlamak, hatırlatmak için yola çıktık. Gözyaşları artık sadece mutluluktan aksın diye yola çıktık. Sessiz kalmamak, gözlerimizi kaçırmamak, kulaklarımızı kapatmamak, üç maymunun oynanmasına dur demek için yola çıktık. Hayat tahmin ettiğimizden çok daha kısa ve dünya hepimize yetecek büyüklükte… O yerine biz olma vakti. İçimizdeki kin, öfke, hayvani duygularla devam edemeyiz. Bir an önce evrimleşmemiz gerek. Değişim her zaman biraz korkutucudur ama değişime kapalı olmak daha korkutucu. Duyarsız olmak daha korkutucu, evrimleşememek daha korkutucu. Hepimizin evrimleşebileceğimiz günler umuduyla…
Yazar: Denizyıldızı


