1. Dünya savaşında İttifak Devletlerinin tarafında savaşa katılan Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla: Dünya Savaşı’ndan çıkarak, savaş durumuna son vermiştir. Antlaşmanın 7. Maddesine göre, İtilaf Devletleri kendi güvenliklerini tehlikede gördükleri herhangi bir noktayı işgal edebilecekti. Bu maddenin kullanıldığı ilk şehirlerden biri de İstanbul oldu. Ateşkesi takip eden günlerde İttihat ve Terakki kendini lağvetti. Hükümetin başı namıdiğer üç paşalar: Enver, Talat, Cemal Paşalar yurt dışına kaçtı. 6 Kasım’da Boğazlar silahsızlandırıldı ve İtilaf Devletleri’nin 61 harp gemisinden oluşan donanması 13 Kasım 1918 günü İstanbul önlerine demir attı. 

               İstanbul’daki İtilaf Donanması 15 Kasım 1918’de resmi kayıtlara göre:

               Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı: 67 harp gemisi

               Fransa Cumhuriyeti: 22 harp gemisi

               İtalya Krallığı: 10 harp gemisi

               Yunanistan Krallığı: 1 harp gemisi

               Ve diğer yardımcı sınıf gemiler

               Toplam: 167 gemiden oluşmaktaydı.

Ateşkes imzalanmadan önce Mustafa Kemal Suriye-Filistin cephesinde görevliydi. Filistin-Suriye-Irak cephesini savunan Yıldırım Ordular Grubu’nun Komutanı Mustafa Kemal Paşa, Yıldırım Ordular Grubu lağvedilince İstanbul’a hareket etti. 13 Kasım 1918’de, İtilaf Donanması’nın İstanbul önlerine demirlediği sırada Haydarpaşa Garı’na ulaştı. İstanbul Boğazı’na demirlemiş düşman savaş gemilerini gördüğünde, ünlü, “Geldikleri gibi giderler!” Sözünü söyledi. İstanbul’da yaklaşık beş buçuk ay kaldı. Yunan ordusu, Megali İdea: Yunan nüfusunun çoğunluk olduğu ve hâlâ Osmanlı toprağı olan şehirleri ele geçirmek düşüncesiyle, eski Yunan topraklarını birleştirmek ve ayrıca İtalyanların bölgeyi işgal etmesini önlemek amacıyla 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıktı. Bunun öncesinde İngiliz istihbaratı İstanbul’daki üst rütbeli komutanları takip ederken Mustafa Kemal konusunda İstanbul’u kontrol eden İngiliz Mareşal George Milne tarafına: Mustafa Kemal’in işgalin devamı için tehlikeli olduğunu ve ivedilikle İstanbul’dan gönderilmesi gerektiği tebliği edilmiştir. İzmir’in işgal edildiği gün Mustafa Kemal Sultan Vahdettin’inle huzurunda, Yıldız sarayında görüştü. Can Dündar Mustafa filminde bu görüşmeyi şöyle anlatıyor: “Gitmekte olanla, gelmekte olanın tarihi buluşmasıydı.” Sultan Vahdettin kısa bir görüşme olduğunu hatıralarında değinmiştir. Mustafa Kemal de yıllar sonra Amerikan elçisine görüşmenin krokisini çizerek anlatmıştı. Görüşmede Sultan Vahdettin önündeki kitaba elini koyarak: “Paşa şu zamana kadar yaptığın hizmetler tarihe geçti ama şu anda yapacağın hizmet daha önemli, devleti kurtara bilirsin!” Bu konuşmadaki temenni Mustafa Kemal’in isyanları durdurması olarak görülse de bazı kişiler: “Mustafa Kemal’i Sultan Vahdettin Millî mücadele için görevlendirdi.” iddiasında bulunuyor. Yine Sultan Vahdettin 1923’te Mekke’de yayımladığı beyannamede, Mustafa Kemal’i Kurtuluş Savaşı’nı başlatması için Anadolu’ya göndermediğini, ‘Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderen kabineye uydum’ diyerek itiraf eder. Ayrıca, Mustafa Kemal Samsun’a çıkmadan önce, Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit Paşa, 30 Mart 1919’da İngiltere’nin sömürgesi olmak için İngiltere’ye zaten başvurmuşlardı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak; ‘Mustafa Kemal Paşa, Damat Ferit’i sadrazamlıktan uzaklaştırmak için çalışıyordu. Damat Ferit, Mustafa Kemal’i İstanbul’dan uzaklaştırmak istediğini, Savunma Bakanı Şakir Paşa bana Genelkurmay Başkanı olduğum için söyledi…’ Peki bu kadar yüksek yetkiler Mustafa Kemalle nasıl verildi? Diye sorduğumuzda Nutuk’ta bizzat kendi ağzından anlatıyor:

‘Bu geniş yetkiyi, beni İstanbul’dan sürmek ve uzaklaştırmak amacıyla Anadolu’ya gönderenlerin bana nasıl verdiklerine şaşabilirsiniz. Hemen söylemeliyim ki, bana bu yetkiyi onlar bilerek ve anlayarak vermediler. Her ne olursa olsun benim İstanbul’dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe, ‘Samsun ve yöresindeki düzen bozukluğunu yerinde görüp önlem almak için Samsun’a kadar gitmek’ idi… O günlerde Genelkurmay’da bulunan ve benim amacımı bir ölçüde sezinleyen kişilerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular ve yetkiyle ilgili yönergeyi de kendim yazdırdım.’” Bu açıklamasından da anlayacağımız üzere yetkileri Mustafa Kemal bizzat kendi istemiştir. Onu İstanbul’dan uzaklaştırmak isteyenlerse şuursuz bir şekilde davranıp istediği yetkileri ve orduyu ona vermişlerdir. Tabi o dönem genelkurmay başkanı olan Fevzi çakmağın da bu durma bilerek izin vermesi durumu daha rahat bir hâle sokmuştur. Mustafa Kemal 16 Mayıs günü Bandırma Vapuruyla İstanbul’dan ayrıldı. Can Dündar’ın çektiği Mustafa filminde bu olay şöyle anlatılmıştır: “İstanbul’u bütün çaresizliğiyle geride bırakıyor, Anadolu’ya çarenin kapılarına zorlamaya gidiyordu. Ömrünü ikiye bölen bir dönüm noktasındaydı. Küskün veda ettiği İstanbul’a sekiz yıl sonra yeniden döndüğünde kurduğu yurdun Cumhurbaşkanı olarak karşılanacaktı.” Samsun’a giderken Bandırma Vapurunu iki İngiliz zıhlısı izledi. Bandırma Vapurunda olan herkes o günlerde telaş içinde yolculuk yaptı. Mustafa Kemal üç günün ardından IX. Ordu Müfettişi sıfatıyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Kurtuluş savaşının da başlangıcı olarak kabul edilen bu olay aynı zamanda Nutuk’un ilk cümlesini oluşturur: “1919 Mayıs’ının 19. Günü Samsun’a çıktım.” Samsun’dan Havzaya giderken otomobili bozulunca Mustafa Kemal yürümeye başlar. Yürürken o zamanlar çok bilinmeyen bir şarkı söyler, arkadaşları da çok sever ve eşlik ederler. Bu şarkıyı, hayatında son kez kutladığı Cumhuriyet Bayramı olan ve rahatsızlığından dolayı Ankara’daki gösterilere katılamadığı: Cumhuriyetin 15. Yıl Dönümünde ona askeri lise öğrencileri Dolmabahçe sarayının avlusundan söyleyecekti. Sözlerime o şarkıyla son veriyorum…

 Dağ başını duman almış,

Gümüş dere durmaz akar.

Güneş ufukta şimdi doğar…

Yürüyelim arkadaşlar!

Sesimizi yer gök su dinlesin,

Sert adımlarla her yer inlesin!

Bu gök deniz nerede var?

Nerede bu dağlar taşlar.

Bu ağaçlar güzel kuşlar,

Yürüyelim Arkadaşlar!

Sesimizi yer gök su dinlesin,

Sert adımlarla her yer inlesin!

Kaynakça:

Tarihi kanıtlar ve veriler iki kaynaktan toplanmıştır bu iki linkten ulaşabilirsiniz:

https://tr.wikipedia.org

https://dergipark.org.tr

Can Dündar’ın çektiği 2008 yapımlı Film için Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı arşivleri başta olmak üzere, yerli ve yabancı pek çok arşiv özel izinle açılmış ve kullanılmıştır. Filme aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://belgeselx.com/belgesel/mustafa-diger-tek-bolumluk#

İstanbul Aydın Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu’nun 19 Mayısıyla ilgili yazdığı haber yazısına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.aydin.edu.tr/haberler/

TSK Armoni Mızıkasının söylediği gençlik marşını bu videoyla dinleyebilirsiniz:

Bu marşı paylaşan Youtube kanalına bu linkten ulaşa bilirsiniz: https://www.youtube.com/@KashgarKhanate

Yazar: Eşref